İnternet Andıcı
Genel Başkanı Numan Kurtulmuş, ki Genelkurmay Başkanı İlker Başbuğ, ‘İnternet Andıcı’ soruşturması kapsamında Ergenekon Savcısı Cihan Kansız tarafından 6 saat 50 dakika ‘şüpheli’ sıfatıyla sorgulandıktan sonra sevk edildiği İstanbul Nöbetçi 12. Ağır Ceza Mahkemesi’nce ‘silahlı terör örgütü yöneticiliği ve hükümeti ortadan kaldırmaya teşebbüs’ suçlamalarından tutuklandı. Başbuğ, adliye çıkışında “Türkiye Cumhuriyeti’nin 26. Genelkurmay Başkanı terör örgütü kurmak ve yönetmek suçundan tutuklanmıştır. Takdir yüce Türk halkınındır” dedi.
‘TRAJİKOMİK SUÇLAMA’
Başbuğ’unmahkemede, silahlı terör örgütü kurmak ve yönetmekle suçlanmasının trajikomik olduğunu belirterek “Bu iddianın bu şekilde dile getirilmesi bile benimiçin en ağır cezadır, bundan sonra ne ceza verilirse bu beni daha fazla üzmez. Kötü amacımolsa 700 bin kişilik gücü elinde tutan bir komutan olarak başka yolları denerdim” dediği öğrenildi.
Başbuğ’unmahkemede, silahlı terör örgütü kurmak ve yönetmekle suçlanmasının trajikomik olduğunu belirterek “Bu iddianın bu şekilde dile getirilmesi bile benimiçin en ağır cezadır, bundan sonra ne ceza verilirse bu beni daha fazla üzmez. Kötü amacımolsa 700 bin kişilik gücü elinde tutan bir komutan olarak başka yolları denerdim” dediği öğrenildi.
AK Parti aleyhine kara propaganda yapmak amacıyla Genelkurmay Başkanlığı tarafından kurulduğu iddia edilen internet sitelerinin kurulmasında emri veren komutan olduğu gerekçesiyle hakkında soruşturma başlatılan eski Genelkurmay Başkanı İlker Başbuğ, dün saat 13.30’da ifade vermek üzere Beşiktaş’taki İstanbul Adliyesi’ne geldi.
Sivil plakalı bir otomobille gelen Başbuğ’a 2 sivil araç eskort olarak eşlik etti. 6 koruması olan Başbuğ’un yanında elinde kırmızı bir klasör bulunan avukatı İlkay Sezer de vardı. Başbuğ, adliyeye gelişinde basınmensuplarının sorularını yanıtsız bıraktı. Polisin adeta kuş uçurtmadığı adliyede güvenlik önlemi alan İstanbulMerkez Komutanlığı’nda görevli bir albay ile tokalaştıktan sonra gazetecileri başıyla selamlayan Başbuğ, hâkimve savcıların kullandığı kapıdan adliyeye girdi.
Başbuğ, soruşturmayı yürüten Ergenekon Savcısı Cihan Kansız’ın odasının bulunduğu 5’inci kata çıktı. Kansız, Başbuğ’a ‘silahlı terör örgütü yöneticiliği’ ve ‘hükümeti ortadan kaldırmaya teşebbüs’ suçlamaları kapsamında sorular yöneltti. Saat 16.00’da 10 dakika ara verilen sorgu, 16.10’da ikinci kez başladı.
8 Saat Sorgulandı6 saat 50 dakika süren sorgu sonunda Savcı Cihan Kansız, Başbuğ’u tutuklanması talebiyle Nöbetçi 12. Ağır Ceza Mahkemesi’ne sevk etti. Kansız, tutuklama talebine ‘kuvvetli suç şüphesi bulunduğu ile delilleri karartma ihtimali olduğu’nu gerekçe gösterdi.Mahkemede yaklaşık 1.5 saat sorgulanan Başbuğ, ‘terör örgütü kurmak, yönetmek ve hükümeti ortadan kaldırmaya teşebbüs etmek’ suçlarından tutuklanarak Silivri Cezaevi’ne gönderildi.
TUTUKLANAN GENELKURMAY BAŞKANI 'DARBE KARŞITI' OLMAKLA SUÇLANMIŞTI
Cumhuriyet tarihimizde tutuklanıp mahkûm edilen ilk Genelkurmay Başkanı olan Rüştü Erdelhun 1894’te Edirne’de doğdu. 1914’te Harp Okulu’nu bitirdi, Birinci Dünya ve Kurtuluş savaşlarına katıldı, askeri ataşeliklerde bulundu. 1956’da orgeneral olan Erdelhun, 23 Ağustos 1958’de Adnan Menderes hükümeti tarafından Genelkurmay Başkanlığı’na getirildi ve Menderes hükümetinin devrildiği 27 Mayıs 1960 darbesinin ilk günü “hükümet yanlısı ve darbe karşıtı” olduğu suçlamasıyla tutuklandı. Harp Okulu’na kapatıldı ve 3 Haziran 1960’ta emekli edildiği açıklandı.
Cumhuriyet tarihimizde tutuklanıp mahkûm edilen ilk Genelkurmay Başkanı olan Rüştü Erdelhun 1894’te Edirne’de doğdu. 1914’te Harp Okulu’nu bitirdi, Birinci Dünya ve Kurtuluş savaşlarına katıldı, askeri ataşeliklerde bulundu. 1956’da orgeneral olan Erdelhun, 23 Ağustos 1958’de Adnan Menderes hükümeti tarafından Genelkurmay Başkanlığı’na getirildi ve Menderes hükümetinin devrildiği 27 Mayıs 1960 darbesinin ilk günü “hükümet yanlısı ve darbe karşıtı” olduğu suçlamasıyla tutuklandı. Harp Okulu’na kapatıldı ve 3 Haziran 1960’ta emekli edildiği açıklandı.
Daha sonra Yassıada’ya nakledilen Rüştü Erdelhun’un rütbeleri söküldü, er statüsüne indirildi, önce idama mahkûm edildi, cezası daha sonra müebbet hapse çevrildi. Demokrat Partili diğer devrik politikacılarla birlikte Kayseri Cezaevi’ne kapatıldı ve 1964’te zamanın cumhurbaşkanı Cemal Gürsel tarafından affedildi.
Osmanlı savaş madalyaları ile Alman Demir Haç Nişanı ve İstiklal Madalyası sahibi olan Rüştü Erdelhun, Ankara’da 9 Kasım 1983’te öldü. Yassıada Mahkemesi tarafından er statüsüne indirilmiş olmasına rağmen, cenazesi askeri törenle kaldırıldıeski Genelkurmay Başkanı İlker Başbuğ'un tutuklanma kararını,"Bu olay mıncıklanmamalı. Siyaset olarak bu meseleyi mıncıklamak değil, bu gerçeklerin ortaya çıkmasına yardımcı olmak gerekir. Türkiye sivilleşiyor. Ama sadece Türkiye'nin sivilleşmesi de yetmez. Türkiye demokratikleşsin. Türkiye'de hiç kimsenin aklının ucunda Andıç hazırlamayı düşünemeyecek kadar demokratik ülke haline getirilsin." sözleriyle değerlendirdi. İlker Başbuğ'un tutuklanma olayının 'mıncıklanmaması' gerektiğini ifade eden Kurtulmuş, şöyle devam etti:"Andıç davası ile ilgili ifade verilmeye başvuran, bize bunu komutanı arz ettik. Genelkurmay başkanı Başbuğ'u işaret etiler. Kamuoyunda yansıyan bilgiler çerçevesinde en son noktadaki Başbuğ cezaevine gönderildi. Siyaset olarak bu meseleyi mıncıklamak değil, bu gerçeklerin ortaya çıkmasına yardımcı olmaktır. Bundan sonra gerçekler ortaya çıkar. Türkiye sivilleşiyor. Ama sadece Türkiye'nin sivilleşmesi de yetmez. Türkiye demokratikleşsin. Hiç kimsenin aklının ucunda Andıç hazırlamayı düşünemeyecek kadar demokratik ülke haline getirilsin. Hiç kimsenin ihtilal yapacak bir düşünce içinde olmasın. Burada lafla peynir gemisi yürümez. Bunun için anayasa değişikliği tartışmaları var. En büyük endişemiz Türkiye sıcak gündemlerle birkaç gündür kabarık tartışmalar yapıyor. Dersim ile ilgili kimse konuşuyor mu? Kıyamet koptu çöp tenekesine atıldı. Uludere'de emri kim verdi. Yanlış ve ihmal kimin kabahatidir. Bunların ortaya konması gerek. Uludere çöp tenekesine atılacak. Bu hükümet 2010 yılında yeni anayasa için destek aldı. Biz diyoruz ki, ki halkın talebi bu kadar açıkken lafı eveleyip gevelemeden olgun bir demokrasi için yeni bir anayasa yapmak Türkiye'nin boynu borcudur. Asker ve sivil ilişkilerini normalleşmişi ve demokratikleşmesidir." 21'inci yüzyıl Türkiye'sinde, "Böyle bir fotoğrafla insanların yıpratılmasına müsaade edecek miyiz?"
Bu fotoğraftan medet umanlara şunu söylemek isterim:
Orgeneral Başbuğ'un Ağlama Duvarı'nın önünde böyle bir fotoğraf çektirmesinde ne gibi bir sakınca olabilir?
Daha doğrusu sakınca olabilir mi?
Aynı yere ben de gittim ve aynı şeyi ben de yaptım.
Bize, Müslümanlığın son din olduğu ve kendinden önceki peygamberleri tanıdığı öğretildi.
Başka bir dine ait kutsal bir mekána gitmek suçsa, Türkiye Cumhuriyeti Cumhurbaşkanı Abdullah Gül'ün, İngiltere'de kiliseye gittiğini ve namazını orada kıldığını anlatmasına ne diyeceğiz?
Hıristiyanlığın en büyük ruhani lideri olan Papa'nın Sultanahmet Camii'nde ellerini Müslümanlara özgü biçimde kaldırarak dua etmesini neyle açıklayacağız?
Türkiye Cumhuriyeti Başbakanı'nın, İspanya Başbakanı ile birlikte "Medeniyetler İttifakı" çerçevesinde yaptığı çalışmaları da siyasetin günlük kanalizasyonlarına atıp kapkara hale mi getireceğiz?
Ya Ada'da, İzmir Meryemana'da, Hıristiyanlara ait kutsal yerleri ziyaret eden on binlerce Türk?
Başı türbanlılar da dahil olmak üzere hepsini "gávur" mu ilan edeceğiz?
Artık hiçbir İslam ülkesinde bu ilkelliğe rastlamıyoruz.
Müslümanlar, Siyonizm ile Yahudiliğin kutsal görünümlerini birbirinden ayırmayı çok iyi öğrendi.
Bu yazılanların hiç birini ben yazmadım İlker Başbuğ ile ilgili öne çıkmış haberlerden bir derleme yapıp bazı insanları bazı konular hakkında bilgilendirmek için yayınlıcam.Sen niye kendi düşüncelerini yazmadın diyenler de olabilir çünkü bu konular da kesin bi bilgim yok bence çoğunuzun da yok,bu yayınladıklarım sadece doğruluguna inandığım şeyler benim sadece bu yazıyı baştan sona okuyanlara tek tavsiyem bu tarz konular da kulaktak kulağa gelmiş bilgilere inanmayın.Böyle bir şey yapma nedenlerimin en başında şu geliyor;Türkiye bundan 1 ay önce İlker Başbuğ adıyla çalkalanırken merak etmeyip google bile bu adamın adını yazıp neymiş,ne etmiş de bu adamın adını sayıklıyolar demeyip,bilg. açınca direk twitter,facebook,msn vb.. sosyal ağaları açıp banane diyen insanlar en azından belki ben paylaşacağım zaman (facebook ve twitterda)Ali ne yazmış diye merak edip tıklayıp okurlar bi lokmacık kendilerine bi şeyler katarlar da ülke olarak bu şekilde gelişiriz diye yapıyorum bunu.Bu yazıyo sonuda kadar okuyan herkese çok teşekkür ediyorum,çok uzun diyip kapatan herkese de teşekkür ediyorum onları da bir gün kazanacağımıza inanıyorum eskiden bende onlar gibidim çünkü.
